Umumi tuvalete gidersin. En sote pisuvara gidip işemeye başlarsın. Sonra bütün pisuvarlar boş olduğu halde bir eleman senin yanına gelir işemeye başlar. Öyle bir gerilirsin, ayarın kaçar.

Hayatı ne kadar sallarsam sallayayım hep damlatıyorum.

Enteresan huylarım, toplum içinde insanların bana deliymişim gibi bakmasına neden olan hareketlerim var.

Mesela berbere gitmeye çekiniyorum. Tıraş esnasında şeyini koluma değdirmesine kıl oluyorum! O tıraş fırçası yok mu? Tüylü, fino köpeği kuyruğu gibi. Berber onu gıdığıma değdirdiği anda basıyorum kahkahayı.

Gülmemek için kendimi sıkıyorum. Başka şeyler düşünüyorum. Moralim bozulsun diye Ciguli ile Kraliçe Elizabeth’i yatakta hayal ediyorum.

Yanımdaki elemanın tıraşını izliyorum. Ama daha çok gülesim geliyor. Eleman kel. Neyini kestirecek acaba berberde!

Bir de traş bitince koku sıkmıyor mu berber? “Abi sıkma” diyorum. “Olmaz” diyor. İlla imzasını atacak.

Berberlerde böyle kokular vardır. Hiçbir yerde bulamazsın o kokuyu.

Kokusuz berber, ayransız dürüm, fotoğraf makinesiz Japon turist, ilgi istemeyen kadın, aynadan çekilen fotoğrafsız Facebook profili, Güntekin onaysız Rıdvan Dilmen olmaz.

O kokuyu sıkınca da birden hareketlerin değişiyor. Aynadan kendini kesmeler, gözü kısıp artist artist bakmalar. Sanırsın ki bütün kızlar peşinden koşacak.

Böyle işte. Bay

I ♥ Huni

CEVAP VER

Yorum yaz
İsminiz